Tasarım Mirasına Sahip Çıkmak: Manu Atelier

Babalarından kızlarına...

Manu Atelier markasının tasarımcıları Merve ve Beste Manastır ile çanta tasarımına nasıl başladıklarını, tasarım süreçlerini ve kendileri hakkında merak ettiklerimizi konuştuk.

Öncelikle en başa gidelim, çanta tasarlamaya nasıl karar verdiniz?
Babamız Adnan Manastır 1961’den beri el yapımı deri çanta zanaatkarı. Küçüklüğümüz, atölyede artan deri parçalarını birleştirerek ve minyatür çantalar yaparak geçti. Çanta, bizim için babaya ve zanaatına olan hayranlığın, çocukluğumuzun en somut haliydi. Eski ile yeniyi bağlayan o deri kokusu, 11 yaşında Rum ve Alman ustalardan bu zanaatı öğrenmek için atölyeye girip mesleğine aşık olmuş bir baba, küçük bir kız çocuğu iken onun kendi elleriyle yapıp getirdiği minik sırt çantaları, bel çantaları, Galatasaray Lisesi'nin karşı hanındaki en eski atölyemizin İstiklal Caddesi’ne bakan balkonu, Beyoğlu, tarihe olan hayranlık… Kalbimizde ve aklımızda her daim bunlar vardı Manu’yu kurarken. Kısacası hikayemiz yıllar önce, biz henüz iki küçük kız çocuğu iken başlamıştı; Şubat 2014’te doğdu.

Tasarım sürecinde nelerden ilham alıyorsunuz?
Bizce ilham almak, frekansların her saniye açık olmasından geçiyor. Dolayısıyla buna tek bir örnek vermek haksızlık olur. Babamızın estetik anlayışını ve zanaat tarzını içinde barındıran bir çizgimiz var. Ve tabii her daim mutlaka ilham kaynağımız, kadınlar.

Fikir ayrılığı yaşadığınız durumlarda ne yapıyorsunuz?
Merve tüm operasyon (tüm ihracat ve toptan satış) ve finanstan sorumlu. Ben (Beste) ise satış ve pazarlamadan sorumluyum. Kreatif alanda ise her konuda beraber çalışıyoruz. Tabii ki bu süreçte bazı anlaşmazlıklar oluyor ama bu anlaşmazlıkların bizi en iyi sonuca ulaştırdığını düşünüyoruz. Özellikle yeni bir koleksiyona hazırlık aşamasında... Biz aklımıza bir fikir geldiğinde hemen not alır ve birbirimizle paylaşırız. En büyük şansımız aynı zevklere sahip olup, farklı açılardan bakabilmemiz. Bu yüzden farklılıklarımızla benzerliklerimizi bir araya getirip en iyi sonuca ulaşabiliyoruz.

Çantalarınızda “imza dokunuş” olarak adlandırabileceğimiz detaylar neler?
İmzamız aslında her şeyden önce Pristine modelimiz. Gerek Türkiye’de gerekse uluslararası alanda daha önce görülmemiş bir katlama tekniği ile benzersiz modeller üretiyoruz. Sadece Pristine için değil, tüm ürünlerimize baktığınızda logoyu görmeden ‘Manu’ olduğunu anlayabiliyorsunuz. Diğer yandan her bir Manu çantası tek bir kişi tarafından kesiliyor; Adnan Manastır. Her biri elle boyanıyor ve büyük bir çoğunluğu yetenekli kadın zanaatkarlar tarafından dikiliyor. Deri kesim sürecinde atık yönetimine büyük hassasiyet gösteriyoruz. Babamızın 50 yılı aşkın tecrübesi ve yeteneği sayesinde deri atıklarını en aza indirgiyoruz. Bunlar bizim en çok değer verdiğimiz imza dokunuşlarımız.

Çantalarınızın tarzını nasıl tanımlarsınız? Tasarladığınız tüm ürünler sizin stilinize uygun mu?
Kaliteli, modern ve özgün. Her ikimiz de tasarladığımız her modeli günün her zaman diliminde kullanabiliyoruz.

Kendi stilinizi üç kelimeyle anlatın desek…
Beste : Zamansız, sade ve rahat.
Merve: Klasik ve retro diyebilirim. Gold aksesuarlarım olmazsa olmazım.

Kendinize en çok yakıştırdığınız saç modeli hangisi?
Beste : Kısa ve kaküllü.
Merve: Omuz altı, küt kesimli ve gür.

Son olarak tasarımcı olma yolunda ilerleyen gençlere vereceğiniz tavsiyeler var mı?
Tasarım süreci bir hayli kreatif ve özgün bir süreçken, arkasındaki iş bir o kadar büyük ve zorlayıcı. Bu noktayı kesinlikle atlamamaları gerektiğini vurgulamak isteriz. Ürün son kişiye ulaşana kadar geçen sürecin arka planında çok önemli bir çalışma disiplini gerekiyor ki tasarladığınız ürün sizi en iyi yansıtacak şekilde o kişiye ulaşsın. Bunun yanında her ayrıntıda içgüdülerine güvensinler ve algıları her an açık olsun. 

TARZINIZI BU ÜRÜNLERLE TAMAMLAYIN

< ÖNCEKİ HABER
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
SONRAKİ HABER >