Burak Ünaldı ile Baba Oğul İlişkileri

İlhamın önemi, baba oğul ilişkileri ve tabii ki erkek stilinin incelikleri.

Sosyal medya paylaşımlarıyla yakın çevresine, yaptığı konuşmalarla binlerce dinleyiciye ilham veren bir "hikaye anlatıcı" olduğunu bildiğimiz Burak Ünaldı ile Babalar Günü öncesinde buluştuk; ilhamın önemini, baba oğul ilişkilerini ve tabii ki erkek stilinin inceliklerini konuştuk. 

İnsanlara ilham vermek, sizin için neden bu kadar önemli? Bir baba olarak, çocuğunuza ilham vermekle ilgili neler düşünüyorsunuz? 

Galiba bir insana verilebilecek en kıymetli şey olduğunu düşündüğüm için önemli. Yani ister ebeveynlik olsun konu, ister patronluk, ister başka bir tür ortaklık hiç kimseyi zorla bir şey yapabilmek mümkün değil, yapmaya çalışmak da anlamlı değil. Yapılabilecek belki tek ama en önemli şey “ilham vermek”. Ben belki müzisyenlik de olduğundan, çok ilham alan birisiyim. O yüzden “ilham”ın ne kıymetli bir şey olduğunun galiba fazlaca farkındayım. İlham kafadaki tüm puzzle’ların eksik parçasıdır, ilham Tetris’teki düz çubuktur bence! O gelir ve her şey yoluna girer! :)

İlham bu kadar önemliyken, şahsen benim hayatımın bu kadar merkezindeyken, binlerce insana hikayelerimi anlatabilmiş ve bir kısmına ilham verebildiğimi kendilerinden duyabilmiş kadar şanslıyken; kendi çocuğuma verme konusu son derece hassas bir konu aslında. Kendini birine ilham vermeye, ilham olmaya zorlamak bence bu konuda yapılabilecek en yanlış hareket. Bunu kendiliğinden olması gerektiğinden yanayım, olacağına da inanıyorum. Bu arada başka bir ilginç konu da ilhamın tek yönlü olmaması.. Ben şahsen daha şimdiden çok ilham alıyorum bu küçük mutlu adamdan. 

 

Babanızla sizin aranızdaki ilişkiyi, sizinle çocuğunuz arasındaki ilişkiyle karşılaştırsanız neler söyleyebilirdiniz? 

Ahh ince konu. Öncelikle ben binlerce kitabın arasında büyümüş, geceleri Gogol’den “Taras Bulba” okunarak uyutulmuş şanslı bir çocuktum. Bunun için minnettar oldum her zaman aileme. Bunun yanında babam bir kelimenin ne anlama geldiğini sorduğumda “Ben böyle biliyorum ama sözlüğü getirirsen hepimiz öğreniriz” diyen bir adam. O dev sözlüğü belki bin kere taşımışımdır salona. Bize boş vakitlerimizde sözlük okumayı sevdirmişti babam. Zenci lider Malcolm X’in bir yankesici olarak girdiği hapishaneden dünyanın en büyük hatiplerinden birisi olarak çıkmasının sebebi hapiste sözlük okumasıdır mesela. Bunu sonradan öğrenip babamı anladım. Babalık tam da böyle bir şey işte galiba; babanı hep sonradan anlıyorsun! Okumak, araştırmak, yazma-çizme işleri hep babamın sevdirdiği şeyler bana. Bunun yanında çok temel değerler ve özellikle insanını, toprağını sevmek, onun için mutlaka bir şeyler yapmak.. bunları oğluma geçirebilirsem ne mutlu bana. İlişkiler elbette çok farklı, çünkü kuşak ve daha önemlisi dönem farkı var. Bu herhalde sadece benim değil,  bizim bütün neslin ortak tespiti olacaktır; ailelerimiz bizden daha sıkıydı ve şimdikiler de bizden çok daha rahatlar. Çok sükür ki öyleler. Bizden sonrakilerin bu rahatlığı bizi doğru anne-babalar yapacak diye düşünüyorum. Genelde ebeveynliğin, özelde babalığın en önemli fonksiyonu ilham vermek ve yol açmak olmalı galiba, müdahale değil. Bizim nesil tiyatrocu olmak istemiş iktisatçılarla, modacı olmak istemiş istatistikçilerle dolu bir nesil maalesef. “Mutsuz muhasebeciler nesli” diyorum ben bizim kuşağa. Bizden sonrakilerin öyle olmamasına yardımcı olmak bu hayattaki tek misyonumuz olabilir.. Bu benim büyük derdim ve konferanslarda, konuşmalarda da bunu söyleyerek bitiriyorum zaten; “Hiçbir şey olmak zorunda değilsiniz! Mutlu olun.” Özelde benim babamla ilişkimi oğlumla ilişkimle kıyaslayamam 40 yıllık bir evliliği bir balayı ilişkisiyle kıyaslamak gibi olur.. Doğru değerlendirebilmek için mesela oğlumun yüzlerce kez arabamı kaçırmış, onaylamadığım pek çok şey yapmış,  aşık olmuş,  dünya üzerinde icat edilmiş ve edilmemiş tüm yaramazlıkları yaparak kafasını gözünü onlarca kez yarmış olması, karşılığında benim de oğlumun hayatında sayısız hödüklükler, anlayışsızlıklar, muhteşemlikler ve kahramanlıklara imza atmış olmam lazım. Bizim ilişkimiz daha bunlardan geçmedi. Biz henüz balayındayız. Karşımda henüz ağzımdan her çıkana nefesi kesilene kadar gülen komik bir yaratık var. Dedim ya henüz balayındayız.. 

 

Babalık stiliniz hangisi? Arkadaş mı? Otoriter mi? Yoksa bambaşka bir şekilde mi? 

Bana sanki iyi arkadaşlar olacakmışız gibi geliyor ve hani baba arkadaş olmamalı diyen uzmanlar var ya, onlar umurumda bile değil! :) Bu konu da bir şey olmaya çalışmanın nafile olduğu, zaman içinde kendiliğinden dengesini bulacak bir başka konu galiba. Bir şey olmaya çalışmayacağımı söyleyebilirim kendi adıma. Bir laf vardır “Oğullar babalarının yarım kalmış hayallerini tamamlamak için doğar” diye, bunu kim söylediyse keşke söylemeseymiş! Bu kadar ‘gerzekçe yüklü’ bir laf olamaz. İşte bu kompleksler bir sonraki neslin mutsuz adam ve kadınlar olmasının en büyük sebepleri. Ne hakla çocuğumuzun ne iş yapacağına, hatta ne olacağına 20-30 sene sonrayı bilme şansımız olmadan karar vermeye çalışıyoruz, ne hakla bizden öncekiler ve ondan öncekiler yapmış? Saçmalığı bir düşünsenize; her nesil bir sonrakilerin ne iş yapacağına, çoğunlukla dünyanın neresinde, aşağı yukarı nasıl yaşayacağına karar veriyor. O yüzden de buldukları, tanıdıkları düzeni devam ettiren, kendi seçmedikleri hayatları yaşayan mutsuz insanlar sürünerek geçiyor yanımızdan caddelerde. Muhteşem gülümsemelerle doğan bu tiplerin gülümsemesini çalmaya kimin ve hangi hırsın, hangi kariyerin hakkı var ki? Yine konuşmalarımdan örnek vereceğim; başlarken “Ben size öğüt ya da ders vermeyeceğim, sadece hikayelerimi ve umarım biraz da ilham vereceğim, gerekeni siz alacaksınız zaten” derim. Oğluma da sadece anlatırım. :) Hayatla ilgili her şeyi bildiğini sanmak ve eline doğduğu için o kişiyi, çocuğunu, kendine ait bir şey zannetmekten başlıyor galiba yanlış.  

 

Baba olduktan sonra günlük hayatınızda neler değişti? Çocuğunuza adapte olabilmek için vazgeçtikleriniz ya da hayatınıza ekledikleriniz neler? 

Değişmeyen hiç bir şey kalmadı diyebilirim. Maddesel olarak evimiz, arabamız, mobilyalarımızdan tut, aklına gelebilecek her şey. Ama çok daha önemlisi bizde olan değişiklikler. Sözüne çok kıymet verdiğim bir ağabeyime sormuştum, “Çocuk olunca ne değişiyor abi?” diye “Mesela haberleri izleyemiyorsun” demişti. Haklıymış. Olan biten her şey daha fazla ilgilendirmeye, daha fazla yük olmaya başlıyor omzunda. Benim mesela, içimde bastırmaya çalıştığım duygusal balık burcu şaha kalktı  diyebilirim. Sosyal medyada takip edenler fark ediyor zaten, eskiden her şeyle dalga geçen adamın şimdi her şeye dudakları titrer oldu! Şaka bir yana, ona kalacak dünya için, yaşayacağı hayat için daha fazla sorumlu hissetmeye başlıyorsun. Gerçekten faydalı bir şeyler yapmak istiyorsun, daha iyi bir insan olmaya zorluyor biraz her anlamda mesela, klasik “Kaç yaşında olursa, kaç yaşında oluyorum?” hesabı sayesinde vücuduna daha iyi bakmak zorunda olduğunu fark ediyorsun, daha az gerilip daha çok gülmek zorunda olduğuna bir kez daha uyanıyorsun. Tüm değişikliklerin yanında, evet, partilere, eğlencelere eskisi kadar sık gidemiyorsun çok önemliyse ;)

 

Moda dünyasını yakından takip ettiğinizi biliyoruz. Giyiminizi ve moda tercihlerinizi nasıl tanımlarsınız? 

Modayı, hakkında genelleme yapacak herkesi bir gün mutlaka utandıracak bir şey olduğunu bilecek kadar takip ediyorum. Artık herhangi bir kahvehanenin duvarında da görebileceğiniz üzere “Moda geçici, stil kalıcıdır”. Neredeyse çocukluğumdan beri belli parçalar için “Tam senin tarzın” lafını duyuyorsam, belli bir düzen oturmuş demek ki. (Tabii ki Facebook sayesinde) yeniden bir araya geldiğimiz ilkokul arkadaşlarımızdan birisi önlüğümün cebine koyduğum mendilleri hatırladığını söyledi, ki şu anda iş hayatında herhangi birine sorsanız da bunu söyleyecektir. Estetik kaygı  sadece giyim kuşamda değil, gözümün gördüğü her şeyde var. “Haydi beyler cümleten paçaları kısaltıp gömlek düğmelerini ilikliyoruz” biraz fazla kolay moda ve stil manevraları gibi geliyor bana.

Klasik giyinmeyi çok seviyorum. Takım elbise giymekten asla usanmıyorum. Çok uğraşılmış şıklıklar beni yoruyor, uğraşılmış her şeyin yorduğu gibi. ‘Çabasız şıklık’ gibi deyimleri biliyorum ama uluorta kullanmayı tercih etmiyorum, lameyle doreyi ayırt edebiliyorum, bir moda bloggerıyla evliyim, kıyafetlerimiz ayrı bir evde yaşıyor,  yarışmacı arkadaşlara başarılar dilerim. (Gerçekten dilerim.)

 

Stil, kıyafetler, saç ve günlük yaşam tercihleri gibi parçalardan oluşan bir bütün. Saçlarınızın stilinize etkisi olduğunu düşünüyor musunuz? 

Kesinlikle. Saçlar kadar yaşanmışlığı gösteren az yerimiz var bence. Bu yüzden beyazlamış saçları erkekte de kadında da çok ama çok beğeniyorum mesela. Saçlarım biraz uzayınca yerçekimini unuttukları için hiçbir zaman uzatamadım ama vazgeçmiş değilim, bu görüntüyü andropozuma denk getirmem son derece olası. Ellili yaşlarımı şöyle hayal edelim, Pantone’de Fedon’la siyah arasında bir ten rengi, beyaz hafif uzun saçlar..  Saçların da stilin bütünüyle uyumu da önemli mevzu tabii, yani haftanın 5 günü takım elbise, üstüne mohawk bir saç modeliyle nasıl olurdu? Buna şahsen ben hazırım ama toplum hazır değil. O yüzden her ikisinde de klasikten devam ediyoruz. Ayrıca belki saçlar değil ama altındaki kafam ve üstündeki onlarca dikişli ve dikişsiz yara çocukluğum hakkında da oldukça ‘derin’ ipuçları veriyor. Neyse siz şimdilik oğluma söylemeyin.. O beni prenses peri sanıyor!

 

Çocuğunuzun moda tercihlerinize etkisi oluyor mu? Ve tabii tam tersi şekilde, çocuğunuzun giydiklerine ne kadar etkiniz oluyor? 

Oğlumun giyim kuşam tercihime etkisi oluyor gerçekten de. Annesi bazen o kadar güzel giydiriyor ki “Ya bunun aynısını yapsak ya bana” dediğim oluyor. Bu yeni jenerasyon o aşamaya bizlerden çok daha hızlı geçiyor biliyorsunuz; hemen kendileri seçmeye başlıyorlar giyeceklerini. Ama ben bilinçli ya da değil babamın giyim tercihlerinden etkilendiğimi fark ediyorum zaman geçtikçe, sanırım bu kaçınılmaz. Yani mesela çok sevdiğim ve sürekli kullandığım bir renk kombinine sonradan babamın eski bir fotoğrafında rastladığım çok oluyor. Oğlumun giyim kuşamına karışmak gibi bir yanlış umarım hiçbir zaman yapmam. Ama o çirkin uzay pantolonlarından da giymesin tabii..  

 

Sizce insanların moda tercihleri nasıl bir hikâye anlatıyor? 

Moda hakkında ahkam kesebilecek birisi olarak görmüyorum kendimi. Ama hikayeler konusunda biraz kesebilirim sanırım. :) İçten dışa yansıyan pek çok şeyde yani bakışı, gülüşü ya da duruşu olduğu gibi giyim kuşam tarzı da bir kişinin hikayesini görmekte ve göstermekte etkili tabii ki. Erkeklere kıyasla hikayesini dış görünüşle anlatmak biraz daha kadınlara özgü bir şey olabilir ama. Biz erkekler 3-5 senede bir düğme sayısıyla, kesimle biraz oynayıp modayı çok net değiştirmezseniz bir ömrü bir elbiseyle çıkarabiliriz sokağa. Aslında bu da bizim hikayemizi anlatıyor. Basit ve netiz. Genel için ve kadınlara kıyasla konuşuyorum; moda hikayesiyle çok ilgili değiliz. Hayatındaki her şeye olduğu kadar giyim kuşam ve tarzına da özen gösteren insanlara çok saygı duyarım, sanırım ben de öyleyim, ama moda meselesini obsesyon haline getirip ne buyuruyorsa yakıştı yakışmadı demeden yapanlar komik geliyor bana. Bu sadece giyim kuşam için değil, her şeyin modasıyla ilgili bir durum. Mesleklerin bile modası var düşününce; bir dönem herkes işletmeciydi, şimdilerde kime sorsan sosyal medya uzmanı. :) Modaya göre saç, kıyafet, meslek yani hayat seçmek saçmalık ve daimi mutsuzluk sebebi. ‘Ben ne seviyorum’ sorusunun doğru cevabı giyim kuşamdan kariyer seçimine her seçimin anahtarı. Cevabı bulup geri kalan her şeye kulak tıkamak lazım. Bir konferansta Uzakdoğulu bir şirket tanıtım yaparken şu kadar adam istihdam eden, bilmem kaç cirolu “mutlu bir şirketiz biz” dedi. Bunu bizim ülkemizden hiçbir firma ya da işadamından duymayı beklemem mesela. O cümle kadar ilham veren, “İşte budur” dediğim cümle az olmuştur hayatımda. Bize mutlu şirketler lazım, mutlu sınıflar, mutlu aileler, mutlu insanlar lazım. Saç modelleriyle, giyim kuşamlarıyla, meslek seçimleriyle, evleriyle, hikayeleriyle mutlu insanlar lazım. Hiç bir şey olmak zorunda değiliz yahu.. Mutlu olalım.   

Burak Ünaldı
Baba
Babalar Günü
Hikaye
Moda
Stil
Erkek
Çocuk

< ÖNCEKİ HABER
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
SONRAKİ HABER >